Genel Güncel

Tarsus’un Karıncaları, Kuşları ve Yusuf’un Sessiz Kuyusu

Tarsus’un Karıncaları, Kuşları ve Yusuf’un Sessiz Kuyusu Tarsus, medeniyetlerin kavşağı, Berdan’ın serin suları, taş sokakların fısıldadığı hikayelerle dolu bir şehir. Ama bugün, Tarsus’un başka bir yüzüne bakalım: Karıncaların yüküne, kuşların..

Tarsus’un Karıncaları, Kuşları ve Yusuf’un Sessiz Kuyusu
Tarsus’un Karıncaları, Kuşları ve Yusuf’un Sessiz Kuyusu
Tarsus, medeniyetlerin kavşağı, Berdan’ın serin suları, taş sokakların fısıldadığı hikayelerle dolu bir şehir. Ama bugün, Tarsus’un başka bir yüzüne bakalım: Karıncaların yüküne, kuşların kanat çırpışına, Yusuf’un kuyudaki sessizliğine ve umulmadık anlarda doğan mucizelere. Bu, Tarsus’un ruhunu anlamayan yöneticilere bir çağrı; bir karıncanın taşıdığı yükü, bir kuşun fırtınaya dönüşen kanadını ve kuyuda sessizce bekleyen Yusuf’un sabrını görmezden gelmenin bedelini anlatan bir köşe yazısı.
Tarsus’un dar sokaklarında, toprağın altında sessizce çalışan karıncaları düşünün. Bir karınca, ağırlığının kat kat fazlasını taşır; sabrın, azmin, alın terinin sembolüdür. Ama ne yazık ki, bazı yöneticiler bu “karınca yükü”nü anlamaz. Büyük projelerin, parlak vitrinlerin peşinde koşarken, bir esnafın dükkanını ayakta tutma çabasını, bir çiftçinin toprağa döktüğü emeği, bir çocuğun hayallerini göremez. Oysa Tarsus’un bereketi, bu karıncaların yükündedir. Bu yükü küçümseyen yönetici, Tarsus’un ruhunu da küçümser.
Peki ya kuşlar? Tarsus’un gökyüzünde süzülen bir serçe, bir kırlangıç… Özgürlüğün, hafifliğin sembolü. Ama bazen, o kuşun kanat çırpışı, umulmadık bir anda fırtınaya dönüşür. Tarsus’un tarihinde, sıradan bir Tarsuslu’nun bir anda toplumu dönüştüren bir hareketin öncüsü olduğu nice anlar vardır. O kuşun kanat sesi, değişimin habercisidir. Yöneticiler, bu sesi duymalı; çünkü duymazlarsa, bir gün o fırtına onları da önüne katar.
Ve işte Yusuf’un hikayesi… Tarsus, kuyulara atılan nice Yusuf’ların yükseldiği bir şehir olmuştur. Hz. Yusuf, kuyunun karanlığında, sessizliğin ağırlığında bekledi. O sessizlik, sadece bir bekleyiş değil; sabrın, umudun, içsel bir dönüşümün sessizliğiydi. Kuyudaki o sessiz anlar, Yusuf’u Mısır’ın sultanlığına taşıyan gücü topladığı anlardı. Tarsus’un sokaklarında, pazarlarında, tarlalarında nice Yusuf’lar var. Belki bir esnaf, dükkanını kapatmamak için sessizce direniyor; belki bir öğrenci, hayallerine ulaşmak için gece gündüz sessizce çalışıyor. Kuyudaki sessizlik, onların gücüdür. Ama bu sessizliği anlamayan yönetici, o Yusuf’ların potansiyelini de göremez.
Tarsus’un yöneticilerine sesleniyorum: Karıncanın yükünü görün; çünkü o yük, sizin vitrin projelerinizden daha ağırdır. Kuşların kanat seslerini dinleyin; çünkü o sesler, yarının fırtınalarını müjdeler. Ve kuyudaki Yusuf’un sessizliğini duyun; çünkü o sessizlik, Tarsus’un geleceğini şekillendirecek bir gücün habercisidir. Bir karınca, bir kuş, bir kuyunun sessizliği… Bunlar, Tarsus’un ruhudur. Bu ruhu anlamayan yönetici, sadece koltuğunu ısıtır, bu şehri yönetemez.
Tarsus, karıncalarıyla, kuşlarıyla, kuyularında sessizce bekleyen Yusuf’larıyla yaşar. Onların hikayesini yazmak, bu şehri anlamak demektir. Peki, Tarsus’un bir sonraki Yusuf’u kim olacak? Belki karıncanın yükünü taşıyan, kuşun kanat sesini duyan, kuyunun sessizliğinde sabreden bir yönetici… Ya da , o kuyudan yükselen bir Tarsuslu.
Please follow and like us:

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Instagram
WhatsApp
Tiktok

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL