Yoldan Dönen, Sözden Dönen: Alevilikte Düşkünlük. Sevgili okurlar, bugün Alevilikte derin bir anlam taşıyan, toplumu bir arada tutan manevi bir mekanizmadan, “düşkünlük” müessesesinden bahsedelim. Alevi inancında “yol” vardır; bu yol,..
Yoldan Dönen, Sözden Dönen: Alevilikte Düşkünlük.
Sevgili okurlar, bugün Alevilikte derin bir anlam taşıyan, toplumu bir arada tutan manevi bir mekanizmadan, “düşkünlük” müessesesinden bahsedelim. Alevi inancında “yol” vardır; bu yol, doğruluk, dürüstlük, sevgi ve dayanışmanın yoludur. Peki, bu yoldan sapanlar, sözünden dönenler, ikrarını unutanlar ya da yalana saplananlar ne olur? İşte burada devreye düşkünlük girer; bir uyarı, bir ayna, bir toplumu koruma çabasının adı.
Alevilik, bireyin sadece kendisiyle değil, toplumuyla da ahenk içinde yaşamasını öğütler. “Yol bir, sürek binbir” derken, her bireyin bu yolda kendi sürekçesiyle yürümesi, ama özde birleşmesi beklenir. Yolundan dönen, yani bu ahlaki ve manevi ilkelerden sapan kişi, topluluğun güven bağını zedeler. Sözünden dönen, verdiği taahhüdü, cemlerde el alıp el verdiği ikrarı hiçe sayan, sadece kendini değil, bir zincirin halkalarını kırar. İkrar, Alevi’nin yoluna bağlılığının sözüdür; bu sözden dönmek, bir nevi kendi özüne ihanet etmektir. Hele yalancılık… Alevilikte “eline, beline, diline sahip ol” düsturu varken, dilin yalana kayması, toplumu zehirleyen bir fitne ateşi yakar.
Peki, düşkünlük nasıl işler? Bu, bir linç ya da dışlama değil, bir düzeltme çabasıdır. Cemlerde, dedelerin rehberliğinde, topluluğun huzurunda mesele konuşulur. Suç somut olmalı, delillerle ortaya konmalı. Dede, sadece bir yargıç değil, bir rehberdir; amacı cezalandırmak değil, kişiyi yola geri döndürmektir. Düşkün ilan edilen, eğer hatasını kabul eder, tövbe ederse, topluluğun rızasıyla yeniden arınabilir. Ama bu süreç, samimiyet ister, riyadan uzak bir yürek ister.
Neden düşkün ilan edilir bir insan? Çünkü Alevilik, bireyin özgürlüğünü yüceltirken, toplumu da kutsal sayar. Birinin yoldan sapması, sadece kendi meselesi değildir; o sapma, bir ailenin, bir köyün, bir cemaatin huzurunu bozar. İftira, hırsızlık, şiddet, dedikodu ya da ikrarına ihanet… Bunlar, bir toplumu içten içe kemiren yaralardır. Düşkünlük, bu yaraları sarmak, toplumu yeniden bir yapmak için vardır.
Bugün modern dünyada, bu kadim geleneği anlamak zor gelebilir. Ama düşkünlük, özünde bir sevgi ve adalet arayışıdır. Yoldan döneni, sözden döneni, ikrarından cayanı uyarmak, ona “Gel, özüne dön” demektir. Çünkü Alevilikte insan, kâmildir; yeter ki o yolda yürümeyi seçsin.
Sevgiyle kalın, yolunuz hakikat olsun.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)